12 Kasım 2014 Çarşamba

Yıldırım fotoğrafı nasıl çekilir?

         Havaların giderek soğuması ile artık gürültülü ve aydınlık (!) anlarla dolu gecelerin sayısı giderek artıyor. Neyi kastettiğim malum. Daha çok bahar dönemlerinde sıklıkla sesini ve güzelliğini gördüğümüz yıldırımlar için sezon açılmıştır! İstatistiklere göre saniyede 100 günde yaklaşık 8.000.000 (Sekiz milyon) yıldırım düşmektedir. Yıldırım görsel bir şölen olduğu kadar hayatın sürekliliği için Güneş, su ve hava kadar vazgeçilmez bir unsurdur. Toprağa kalp masajı yaptığını söylesek basit olarak ne derece önemli olduğunu anlatmak mümkün olur sanırım. 

           Neyse çok uzatmadan mevzuya girmekte yarar var. Ancak bazı hususları açıklamakta fayda var. Öncelikle fotoğrafta olmazsa olmaz husus "can güvenliği" konusudur. Bir kaç milyon wattlık bir enerjinin insan vücuduna yüklenmesiyle yılda ortalama 8 insan ölse de milyarda 1lik bu ihtimal sizi aldatmasın. Ölüm oranının az olmasını sağlayan husus insanların yıldırımı gördükten sonra kapalı alanlara geçerek güvenlik önlemlerini alıyor olmaları sayesindedir. Özetle önlem hayat kurtarır! Küçük bir gözlem sonrasında yıldırımı gördükten sonra sesinin gelmesi meselesidir. Bunun tek sebebi ışık hızının ses hızına oranla oldukça hızlı hareket etmesidir. (Işık hızı ~300.000 m/s iken sesin havadaki hızı 340 m/s dir). Buradan kısaca şunu söylemek mümkün. Görüntüsü ile sesi arasındaki süre ne kadar kısa ise bela o kadar yakınınızdadır demektir. Çakan şimşeği gördükten sonra saniye tutarsanız ne kadar uzakta olduğunu anlamaz kolaylaşır. Örneğin şimşek çaktıktan sonra 15 saniye geçti ise 15sn*340m/sn=5100 mt yani 5.1 km uzakta gerçekleşmiş demektir. 

       "Çok konuştun arkadaş ne diyeceksen de artık!" dediğinizi duyar gibiyim :) Diyeceğim şu. Şimşek fotoğrafı çekmek tehlikeli bir iştir. Kullandığınız cihazın elektrikle çalışıyor olması, bulunduğunuz mevkide büyükçe bir anten demir direk elektronik bilboardların olması sizin riskli bölge içerisinde bulunduğunuz anlamına gelir. Bulutun büyüklüğüne göre sesten mesafe ölçerek güvenli olup olmadığına karar verebilirsiniz. Sıklıkla farklı yerlerden çakan şimşeklerin olduğu gökyüzünü tamamen kaplayan bir bulutun altında 10-15 snlik süreler kısa sayılabilir. Ağaç altlarında, demir, çelik yoğun bölgelerde çekim yapmak riskli olabilir. Açık arazide çekim yapmak ya da evinizin balkonunda çekim yapmak çoğu kez daha güvenli olmaktadır. Ayrıca açık arazide çekecekseniz yanınızda şemsiye yerine panço yağmurluk ve cihazınızı yağmurdan koruyacak avadanlık bulundurmanızda fayda var. Şimşek varsa yağmurda yağacaktır illa ki :) 

       Ekipman olarak ne gerekir? Bir adet fotoğraf makinesi :), sağlam bir tripod, deklanşör kablosu ya da uzaktan kumanda. E tabi boş bir kart, dolu bir pil :) 

       Nasıl çekeceğiz? Genellikle tercih edilen ayarlar Mod:M/Manuel, diyaframı 8-11 aralığında olması ISO/ASA nın 100 kabul edilmesi, Kelvin 3200-4000 aralığında (Tungsten, florasan), enstantanenin BULB modunda tutulması şeklindedir. Tabi bulb modu yerine belli bir aralık verip varsa kumandanız ya da cihazınız üzerinden "TIME LAPSE" özelliğini aktif ederek belirli aralıklarla manuel değerlerdeki çekimi yapmasını sağlamaktır. Tripod kullanacağınız için IS/VR yi kapatmayı unutmayınız. Netlemeyi MF ye alınız. Mevzu uzakta olduğundan netliği sonsuna yakın tutmakta fayda var. 

Çekim tekniği olarak "HAVAİ FİŞEK" ile bir fark olmasa da havai fişekteki gibi belli bir odakta olmama olasılığı yüksektir. Tabii ki havai fişek çekimindeki gibi olayın cereyan ettiği yere yaklaşmak mümkün değildir. Dolayısıyla geniş açı lens yerine zoom özelliği olan (17-85, 18-135, 24-105, 18-105 vs.) bir tak kullan lens kullanmak daha verimli olabilir. Yine havai fişek çekiminde olaya yakınlığınız sebebiyle sağa sola dönmeniz ve kabaca 2-3 saniye süren patlama anını yakalamanız mümkün iken saniyenin 10 da 1 i hızla cereyan eden bir yıldırımı sürekli hareket ederek çekmeniz mümkün değildir. Onun yerine "şansınıza ve gözleminize" güvenmeniz gerekmektedir. Yani günde seksen milyon yıldırım düşse de bir tanesini yakalama ihtimaliniz ve onun bir görsellik ifade etme ihtimali pek de yüksek sayılmaz. Acizane tavsiyem yıldırımın nasıl bir döngüyle birbirine yakın yerlere düştüğünü gözlemlemeniz ve ona göre kadrajınızı seçip aynı noktayı çekmeye başlamanızdır. Yıldırımın zayıf görünmesi halinde ISOyu arttırarak tekrar çekmeyi deneyiniz. Yine RAW formatında (CR2, NEF) çekim yapmanızı öneriyorum. Bu sayede yıldırım izlerini biraz daha belirginleştirmeniz mümkün olacaktır. 

Aşağıdaki örnekteki fotoğrafı evin doğu cephesindeki balkonundan çektim. F/11 ISO 100 3 sn değerlerinde çekildi. Hedefimi belirlemiş yıldırımın o yöne düşmesini bekledim. Şansım 2. fotoğrafta tuttu. arkasından bulb modundan çıkarak enstantaneyi de manuel ayarladım ve kumanda üzerinden 1 saniye ara 100 kare çekecek şekilde komut verdim. İşin tuhafı 100 karenin hiç birinde yıldırım olmaması idi :) %10-15 kadar crop yaparak hoşuma giden bu görüntüyü elde ettim. Tercihe göre biraz daha kırmızı ya da biraz daha mavi yapabilirsiniz. Hatta siyah-beyaz, sephia da deneyebilirsiniz. Sizin fotoğrafınız sizin tercihleriniz. Ama önce can güvenliği.

Keyifli çekimler. 



19 Ekim 2014 Pazar

Havai Fişek Çekimi Üzerine.

Merhaba;

Malumunuz 29 Ekim yaklaşıyor. Boğaziçi Köprüsü ile Kız Kulesi arasındaki alandan (Paşalimanından) her yıl havai fişek atılıyor kutlama etkinlikleri sebebiyle. Havai fişek gösterilerine halkın ve fotoğraf tutkunlarının ilgisi yoğun elbet. Hal böyle olunca erken kalkan yol alır hesabı en uygun yeri almak için saatler öncesinden fotoğraf tutkunları en güzel kadraj en güzel kompozisyon için beklemeye başlıyorlar. Saatlerce... Geçen yıl saat 3 ten 8 e kadar beklemiştim. 5 saat ve sadece 15 dk sürmüştü gösteri. Önceki yıla nazaran daha alelacele oldu gibi geldi bana. Lafın özü erken gitmekte ve mümkünse farklı bir yerde bulunmakta fayda var. Dilim döndüğünce sizin gibi amatör biri olarak karşılaştığım zorlukları paylaşmak istedim sizlerle. Öncelikle çekim için ne yapmak lazım oradan başlayarak anlatayım.

Çekim için aşağıdaki ekipmanlar olmazsa olmaz.

1- Fotoğraf makinası :)
2- İyi bir tripod
3- Deklanşör kablosu veya uzaktan kumanda.
4- Mümkünse geniş açı bir lens.
5- Dolu bir pil ile boş bir kart bulundurun.

 - Katlanabilir bir sandalye uzun süre bekleyecekseniz işinize yarayacaktır. Ben biraz abartıp termos atıştırmalık ıvır zıvır birşeyler de almıştım yanıma tabi soğuk su da. Ekipmanı bırakacağınız biri varsa ihtiyaç duymayacağınız şeyleri yanınıza almanıza gerek yok.

Çekim için ayarlar.

- Öncelikle makinenizi tripoda sıkıca bağlayın.
- Lens üzerindeki VR ya da IS yi kapatın. Genellikle yapılan hata VR ya da IS olarak tabir edilen sarsıntı önleyicinin açık unutulmasıdır. Tripod üzerinde bağlıyken de sarsıntı önleyici çalışır ve dolayısıyla olmayan sarsıntıya bu kez kendisi sebep olur. Tripod kullanırken ne çekilirse çekilsin öncelik bu ayarın devre dışı bırakılmasıdır. Not: Geniş açı lens kullanacaksanız genelde VR ya da IS yoktur telaşa kapılmayın.
- Makinenizi "M" moduna alın diyafram değerini ISO değeri 100-200 olarak ayarlayın. Fokus (netleme) elle yapmakta fayda var ancak burada sabit bir noktadan atılmayacağından sürekli derinlik değişecektir. Sürekli kontrol etmek gerekebilir. Ayrıca netleme ayarınız AF de iken ilk çekiminizde all fokus (tüm noktalar açıkken) netleme yapıp bir havai fişeği netledikten sonra netlemeyi MF ye getirerek çekime devam edebilirsiniz. Yine de çekimlerinizi ara ara kontrol etmeyi ihmal etmeyin.

Diyafram değerini f/8-f/10 aralığına alıyoruz. Süre (enstantane hızı) BULB olarak ayarlanmalıdır. Süre verebilirsiniz ancak bu kez istediğiniz gibi bir görüntü olmayacağını anladığınızda vazgeçmek için sürenin bitmesini beklemek gerekir. Enstantane hızı 3-5 saniyeyi geçmemelidir. Aksi takdirde sonradan atılan havai fişek de kadraja girecek ve istemediğiniz bir etkiye sebep olabilecektir. Benim tavsiyem BULB moduna almanız yönünde. Deklanşör kablosuna basılı tuttuğunuz süre boyunca ayna açık kalacak ve bırakınca kapanacaktır. Bu sayede istediğini süreyi bir kaç denemeden sonra bulabilirsiniz. Gece çekimi olacağı için beyaz ayarını (WB) tungsten e ya da florasan a alabilirsiniz. Eğer RAW çekiyorsanız otomatik ayarda kalması sonradan istediğiniz kadar renk sıcaklığınızı düşürüp arttırmanızda kolaylık sağlayacaktır. Benim tercihim genellikle otomatik beyaz ayarı yönünde.

- Çekimde en büyük sorun elbette kadraj. Ne çekmek istiyorsunuz sadece köprünün üzerinde patlayan havai fişekler mi yaşam mı? Açıkçası sadece havai fişek çekmek bence çok bir şey ifade etmiyor. Grafiksel etkisinden başka bir değer taşımıyor. Her şeyden önce suni bir durum ve yıldırım gibi farklı bir şekil çizmesini beklemek hayal olur. Önünde leke olması her zaman fotoğrafı değerli kılacaktır. Ayrıca fotografta genel kabul yalın anlatım üzerinedir. Karmaşıklık genelde seyredeni yoran bir durumdur. 2012 çekimlerinde şanslıydım. Önümde bir tekne duruyordu ve insanlar teknenin üzerine çıkarak gösteriyi izlediler. Genellikle fotoğraf severler Paşalimanı tercihinde bulunuyor. Çamlıca, Ortaköy de çekim için tercih edilen mekanlar arasında. Biraz daha uzaktan denense acaba nasıl olur diye düşünüyorum. Mesela Katibim restaurantın üst katında Kuşkonmaz camii yi de kadraja alarak.

- Çekim esnasında şunu aklınızdan çıkarmayın "hepsini çekmenize imkan yok!" sabırlı olun ve çok fazla sağa sola yukarı aşağı dönmeden çekiminizi aynı düzlemde yapmayı deneyin. Ortaköy cami ile köprünün ortası hizasından atılacak genelde. Geniş açı lens ile kadrajınızı yaparsanız güzel şeyler elde edebilirsiniz. Tabi bu söylediğim daha ziyade Paşalimanı'ndan çekenler için geçerli.

- Tabii fotoğraftan daha önemli bir husus varsa can ve mal güvenliğiniz. Çok fazla sahile sıfır yanaşmayın ve arkanızdaki insanlardan fazla yaklaşmamalarını rica edin siz saatlerce beklerken arkadan bir el Ipad i ya da cep telefonu ile üzerinize yüklenip dengenizi bozabilir. dikkatli olun.

Neyse çok uzattım. Bir satır olsun faydam olursa ne mutlu bana.

Ekte kötü bir kolay ve internetten bulduğum görsel var. Yararlı olmasını diliyorum.

 http://www.youtube.com/watch?v=XL4m8vCyw6E


9 Ekim 2014 Perşembe

Fotograf üzerine temel bilgi.

Tekrar merhaba aynı günden.

Dedim ya biraz olsun fotoğraf hakkında bir şeyler paylaşmak istiyorum. Benim için anlam ifade eden bir kaç konu ile başlamakta fayda olduğu inancındayım. Bazı temel sorular sorarak cevaplar aramak herkesin kendince en doğru yönü çizmesini sağlayacaktır eminim. Yaptığınız herhangi bir iş sizin için amaç mı araç mı? Yaptığınız herhangi bir işi sizi nereye götürür sizden neleri götürür neleri getirir? Hadi başlayalım o zaman.

Fotoğraf nedir? Neden çekilir? Neden fotoğraf nedir? İhtiyaç mıdır eğlence mi hobi mi?

Sanırım bu temel sorulara cevap arayarak başlamakta fayda var. Malum eğitim sistemleri genelde tümden gelim yöntemlerini kullanmakta. Eh bu şekilde eğitim gördüğümüze göre bu şekilde başlamak boynumuzun borcu oluyor bu duruma.

Fotoğraf en temel tanımıyla anın dondurulması o an ki görüntünün sinemadan farklı olarak tek an olarak sabitlenmesidir. Teknik bilgiler kafa karışıklığından başka bir şey değil malumunuz. Ama bazı temel verileri vermekte fayda var. Fotoğraf kelimesi photon (foton) denilen ışık hüzmelerine verilen addan türetilmiştir. Fotonlar ışığın hızı hesaplanırken kullanılan ışığın en temel taşlarından biridir. Uzay belgesellerine meraklı olanlar (Cosmos'u izlemenizi tavsiye ederim) neden bahsettiğimi daha iyi anlayacaklardır. Temel manada ışık hüzmelerinin grafiğe yani kağıda alınması olayı kısaltılmış bir ifade ile photografi-fotograf-ışık grafiği adı ile adlandırılıyor. Dile oturmuş haliyle fotoğraf diyoruz.

Adından da anlaşılacağı gibi fotografta en temel olay "ışık"tır. Size ne çağrıştırdı bilmiyorum ama yine o malum uzay belgesellerini izleyenler "ışık hızı", "ışık yılı" gibi kavramlarla sıklıkla karşılaşmaktadırlar. Örneğin Bir milyon ışık yılı uzaktaki bir nesneden bahsederken aslında onun ışıklarının bize bir milyon yılda geldiği anlamını taşır. Bu da şu manaya gelir ki; bir milyon ışık yılı uzaktaki nesne ölmüş bile olsa biz bunu ancak bir milyon yıl sonra anlayabiliriz. Biraz tanıdık geldi mi bu durum? Evrende seyahat ile fotograf bir bakıma paralellik gösteriyor değil mi? Teleskoplar ve fotograf makineleri aslında bize geçmişi gösteren "zaman makinelerinden" başka bir şey değildir. Anı yakalayıp saklar ve gösterir. Yani her an çektiğini fotograf aslında tarihe düşülmüş bir anı ve bir an sonrası için zamanda geri gitmeye yarayan bir araçtır. Belgedir.

Fotoğrafın belgesel özelliğinin yanı sıra estetik yanı da vardır elbet. Estetiği oluşturan temel unsurlar ise bakış açınız, estetik anlayışınız, zevkleriniz ve o an ki duygularınızdan başka bir şey değildir. Bu unsurlar sizin ve o an ki duygularınız hakkında gelecekte fotografınıza bakan kişilere fikirler verecektir.

Fotoğrafa fotoğraf değeri yükleyen şey tarihten geleceğe taşıdığı izdir. Fotografınızdaki anlam bütünlüğü, kelimelerin anlatamadığı ve hissettiremediği şeyleri bir anlık görüntüyle anlatma uğraşı fotoğrafa bir sanat ve önemli bir belge niteliği kazandırır.

Fotoğrafı ihtiyaç yapan kısmı ifadeleri destekleyici ve belgeleri ispatlar nitelik taşımasıdır. Eğlence olarak düşündüren kısmı da eğlenceli anların ve hobi niteliği taşıyan iş zamanları harici zihin boşaltma amacı ile yapılan faaliyetlerden ibarettir.

Merhaba

Merhaba,

       Bugün bir şeyler karalamak için ilk gün. Bakalım nasıl başlayacağız... Yüksek tansiyon hastası bir ülkede insan nasıl farklı konular yazar olayları görmeden geçebilir ki? Hele hele bir de fotoğraf gibi "farklı görme" yetisi kazandıran bir meşgaleniz varsa...Dua ile olacağı yok belli. Bir şey yapmalı ama ne? Herkes birbirine kin dolu gözlerle bakıyor, intikam almak için pusuda bekliyor hissiyatı hakim. Herkes tedirgin. "Babana bile güvenme" gerçek oldu sanırım. 40 kere söylediği kesin birilerinin. İnsanlar huzursuz, gergin, endişeli... Periyodunu sıyırıp geçmiş bir ihtilalin gürültüsü gibi sanki. Yeniden "sokağa çıkma yasakları" başladı. Yeniden insanlar camiilerini bile ayıracak hale gelmeye başladı. Muhalefetin "tahriklere kapılmayın" şeklindeki açıklamalarına herkes kulaklarını tıkamış gibi duruyor. Sonumuz hayrolsun. Böyle başlamak istemezdim ama bir iki kelam etmeden başlamak bu ülkede yaşamıyormuşum gibi davranmak bu "ailenin" ferdi olan biri olarak imkansız...

       Blogu açarken amacım fotograf üzerine bir şeyler paylaşmak okuduğum farklı bilgileri ve yaşadığım tecrübeleri aktarmak oldu. Ne derece nasıl başaracağım bilemiyorum ama bugün böyle bir başlangıç oldu işte. Dönem dönem internette yayınlanan video ve fotograflar üzerine de yorumlar ve paylaşımlar yapmayı öngörüyorum. Açıkçası bir yayın planım yok ama mümkün olduğunca verimli ve anlaşılır bir dille anlatmaya gayret edeceğim. Tabi bir gün sıkılıp tüm paylaşımların saçma olduğuna karar vermezsem :)

Hadi bismillah...